Geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin en büyük şirketlerinden birisine "Araştırma ve Karar Alma" konusunda bir konuşma yapmaya gittim. Şirket benden araştırma kariyerimde biriktirdiğim bilgi ve deneyimleri paylaşmamı istiyordu.
Toplantı yaklaşık bir ay önce şirketin bütün çalışanlarına duyuruldu, elli kişi seminere katılacağını bildirdi.
Sabah saat dokuzda konferans salonuna beklenildiği gibi elli kişi geldi ve ben konuşma yapmaya başladım. Fakat konuşmaya başlar başlamaz hiç alışık olmadığım bir manzarayla karşılaştım. Salondaki elli kişinin neredeyse kırk beşi, dizüstü bilgisayarlarını açtılar ve benim konuşmam boyunca önlerine bakarak kendi işleriyle ilgilendiler. Bu arada beni de dinlediler sanıyorum; ama anlattıklarımdan ne kadar yararlandılar bilemiyorum.
Sizin de başınıza gelmiştir mutlaka, konuştuğunuz insanların sizi dinlememesi kötü bir duygu yaratıyor insanda.
Eskiden olsa başıma gelen bu duruma çok içerler, çok kızardım, saygısızlık olarak değerlendirir öfkelenirdim. Fakat bu sefer sadece hevesim kırıldı ve üzüldüm; çünkü beni "dinlemeye" gelenlerin bu davranışları kişisel olarak beni hedef almıyordu, salonda kim olsaydı aynı şekilde davranacaklardı. Kendilerini çok "meşgul", çok "yoğun" hissediyorlardı. Hayatın hızlı aktığını, yapacak çok işleri olduğunu; ama zamanın çok kıt olduğunu düşünüyorlardı. Hem benim konuşmamı dinlemek istiyorlardı hem de e-postalarına cevap vermek istiyorlardı ya da yetiştirmek zorunda oldukları bir rapor üzerinde çalışıyorlardı. Üzerlerindeki zaman baskısını aynı anda iki iş yaparak (multitasking) aşmak istiyorlardı. Buldukları çözüm zaten çalıştıkları kurumdaki hemen herkesin yaptığı bir şeydi, böyle davranmak şirketin bir adeti haline gelmişti.
Daha önceki yazılarımda da anlatmaya çalıştığım gibi aynı anda iki iş yapmak sandığımızın aksine bizim verimliliğimizi arttırmak yerine düşürür. Aslında beynimiz hiç bir zaman iki işi aynı anda yapamaz. Zihnimiz bir işi yaptıktan sonra diğerine geçer ardından tekrar ilkine geri döner. Aslında beynimiz iki işi aynı anda yapmaya hiç elverişli değildir. İçinde bulunduğumuz koşulları zorlayarak iki işi aynı anda yaptığımızda stres seviyemiz yükselir, yorgunluğumuz artar, yoğunlaşma (konsantrasyon) yeteneğimiz azalır ve zeka seviyemiz en az on puan düşer. (Çalışırken müzik dinlemek iki iş yapmak anlamına gelmez. Beynimiz müziği fona alıp yaptığımız işe konsantre olabilir.)
Psikologlar, konsantrasyon zorluğu ve "sürekli yarı-dikkat" (continuous partial attention) hallerinin bu çağın "hastalıkları" olduğunu söylüyorlar. Sürekli olarak dikkatleri bölünen insanlar çok daha düşük bir performansla çalışıyorlar. Siz de dikkat fakiri misiniz?
Hayatımıza giren akıllı telefonlar , dizüstü ya da tablet bilgisayarları nasıl ve nerede kullanacağımızı bilmezsek giderek daha düşük zekalı insanlar olacağız.
Teknoloji dünyanın öbür ucundaki bir insanı yanı başımıza getirebildiği gibi aynı odada gözümüzün önündeki bir insanın ne konuştuğunu duymamıza engel de olabilir. Farkında olmazsak teknoloji bizi kör ve sağır yapabilir.
Teknoloji bizim bazı davranışlarımızı bozdu, bu konu hakkında uzun zamandır gözlem yapıyorum. Bir lokantaya gittiğimde iki sevgilinin yemek yerken birbirlerinden çok cep telefonlarıyla ilgilendiklerini görüyorum. Sinemada önümde oturan birinin iki de bir cep telefonunu açıp -karanlık salonda gözümün içinde soktuğu ışıktan habersiz- son gelen mesajı okuma sabırsızlığına şaşırıyorum. Şirketlerde yaptığım toplantılarda bilgisayarlarıyla ve telefonlarıyla haşır neşir olup karşısındakilerin söylediklerini duymayan insanlarla karşılaşıyorum.
Bazı insanlar, "aynı anda iki iş yapmayı" kendi kimliklerinin bir parçası gibi görüyorlar, bir toplantıda hem konuşulanları dinler gibi yapıp hem bilgisayarlarını açıyorlar. Bu insanlar etraflarına ne kadar yoğun, ne kadar meşgul ve dolayısıyla ne kadar "önemli" insanlar olduklarını anlatmak istiyorlar.
Bence bu çağın görgü kurallarını birlikte yazmamız gerekiyor. Hangi davranışın hangi durumda uygun olduğu konusunda bir fikir birliğine varmamız lazım. Hangi davranışın normal hangisinin anormal olduğuna karar vermeliyiz. Günlük hayatımızın nezaket anlayışını yeniden yazmak zorundayız.
Benim şahsen son yıllarda bu konuya duyarlılığım çok arttı. Gerek özel hayatımda gerekse iş hayatımda içinde bulunduğum ortamlarda kişilerin tavır ve tutumlarına karşı yüksek bir farkındalık içindeyim.
Sanayi sonrası toplumunda artık eskinin göstermelik saygı kuralları teker teker yok oluyor. Önünü iliklememek, bacak bacak üstüne atmak artık saygısızlık sayılmıyor. Sadece kişisel ilişkilerimizde değil, şirketlerde de katı kurallar giderek yok oluyor. Artık bankacılar ve devlet memurları dışında iş yerlerinde kravat takanlar giderek azalıyor. Şirket hayatı resmiyetten uzaklaşıyor. İşin ciddiyetinin görüntüde değil özde olduğunu kabul eden bir toplumda yaşıyoruz artık.
Sanayi sonrası toplumunda hepimiz çok büyük bir bilgi bombardımanı altında yaşıyoruz. Çoğumuz da yaşadığımız bu hıza yetişebilmek için aynı anda birden fazla iş yapmamız gerektiği gibi bir saplantı içindeyiz.
Her şeyde olduğu gibi bu konuda da doz önemli. Aynı anda iki iş yapmanın dozunu kaçırmak ilişkilerin doğasını bozuyor. Cep telefonuna çok kısa bir göz atmak kabul edilebilir bir davranış olurken bunu abartmak davranış bozukluğuna dönüşüyor.
Bir toplantıda bulunmamızın amacı o anda orada konuşulanları aktif bir şekilde dinlemek, gerekiyorsa kendi görüş ve bilgilerimizi paylaşmaktır. Toplantıda bedenen bulunup ruhen başka bir "dünyada" olmak diğer katılımcıların daha değersiz olduklarını düşünmek anlamına gelir. Bu davranış bizim zamanımızın daha değerli olduğunu ve yapacağımız daha önemli işler olduğunu anlatır. Bunların hepsi görgüsüzlüktür, kaba davranışlardır.
Fakat bu görgüsüzlük giderek yaygınlaşıyor. Bir çok şirketin kültürü haline geliyor. Özellikle rekabetin daha sert ve hayatın hızlı aktığı yeni nesil şirketlerde çalışan gençler arasında bu tür davranış bozuklukları çok yaygın. Bu şirketlerde çalışanlar aynı anda birden fazla iş yapmayı kendilerine daha çok hak görüyorlar hatta bunu profesyonel kimliklerinin bir parçası haline getirmiş durumdalar. Bu gençler bir toplantıda sadece konuşulanları dinlemeyi ve toplantıya aktif olarak katılmayı bir eksiklik gibi algılıyorlar ve mutlaka aynı anda başka işler de yapmak zorunda hissediyorlar kendilerini.
Artık iş hayatının eskiye kıyasla çok daha hızlı, esnek ve gayri resmi olduğunu hepimiz biliyoruz. Akıllı telefonlar, dizüstü ve tablet bilgisayarlar her toplantıda bizlerle beraber olacak. Sadece iş hayatında değil, eşlerimiz, sevgililerimiz, çocuklarımızla ilişkilerimizde de bu aletlerin hepsinin açık olacağı ve bunların her ilişkimizin ortasında yer alacağı kesin. Artık bu aletlerin hayatımızın her alanında olması "normal".
Fakat bu "yeni normalin" içinde ortaya çıkan bazı anormallikler de beni çok rahatsız ediyor.
Eğer sevilmek ve saygı görmek istiyorsak etkili iletişim ve anlamlı ilişkiler kurmak istiyorsak asgari görgü ve nezaket kurallarına uymaktan başka çaremiz yok. Bu sadece birlikte yaşamanın değil, birlikte düşünmenin, birlikte yaratmanın ve üretmenin de temel kuralıdır.
Ben yeni dönemin görgü kurallarını birlikte yazabileceğimize inanıyorum. Arzu ederseniz ben ilk adımları atarak başlayayım sizler tamamlayın:
1. Bir toplantıda sunum yapanlar ve not alanlar hariç hiç kimse bilgisayarını kullanmamalıdır.
2. Toplantılarda cep telefonları mutlaka sessizde olmalıdır.
3. Bir toplantıda cep telefonuyla mutlaka konuşmak ya da mesajlaşmak gerekiyorsa bunu beş on saniye gibi çok kısa bir zamanda bitirmek gerekir. Böyle bir davranış bir toplantı sırasında ancak bir istisna olabilir. Toplantı sırasında bir kişinin sık sık telefonla konuşması, mesajlaşması toplantıya katılanlara saygısızlıktır.
4. Toplantı sırasında cep telefonlarıyla "oynamak" kabul edilebilir bir davranış değildir.
Yorumlar
Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış.
İlk Yorum Yapan Siz Olun.
Yorum Yaz

Diğer Yaşam koçluğu Kategorisindeki Haberler
- Girişimciler için verimlilik
- Evlilik anlaşması nasıl yapılır?
- Psikopatlığın şifresi çözüldü!
- Beyin hücreleri 'şekerleme' yapıyormuş
- Yüz hatlarındaki başarı kodları
- Ev kazaları: aklınıza gelen başınıza gelmesin
- Müziğin fazlası depresif yapıyor
- Kontrol etmekten vazgeçin
- Hayallere dalmak mutsuz ediyor!
- Yaşlanmak güzeldir!
- Sahte gülümseme insanı yoruyor
- Hayatını keyiflendirecek öğütler
- Hayatını keyiflendirecek öğütler
- Mutsuzluk tembellikten beslenir
- Modern zamanların görgü kuralları
En Çok Okunanlar
- Beden dili
- Benleri yok etmenin yolu
- Zamanı iyi kullanmak
- Rowenta respect – sıra dışı
- Ben böyleyim
- Yağmur dağına giden yol
- Dijital kültür
- Bir numaralı tanık
- Suç - bir ceza avukatından g...
- 'bu işi en iyi kadınlar yap
- Bomba
- Simyacı
- Aklından bir sayı tut
- Gabo ve fidel
- 2011 yılının en stresli mesl...
- Angela'nın külleri - hatıra
- Değişimde kaliteyi yakalamak...
- Bank asya iş başvurusu kabul...
- Enerji harcama göstergesi fi...
- Onların ipiyle köprüye çıkıl...
- En çok vergi kaçıran sektör
- Yeni mezunlara ipuçları
- Çin zulmü bm önünde protesto...
- Motivasyon
- Yaralı kadın, izmire sevk ed...
- Liderlik
- Maaşları daha yüksek
- Metrese dubleks daire - foto...
- Şirket doktoru
- burger turk bu yıl 25 şube
Yazarlar
-
N. EMRE SÖZER
Annenin kitap okumas..
Çocuğun ilk öğretmeninin anne olduğunu belirten petra ot..
-
Seyhan Tavacı
..
..
En Yeni Haberler
- Portakal kabuğu toplamak
- Su pireleri ile para kazanma...
- Kahvaltı ürünleri dükkanı aç...
- Şifalı bitkiler yetiştirme i...
- Çikolata ile iş fikirleri
- Taraftarlara yönelik iş fiki...
- Bu network hatalarını yapmay...
- Radyo frekansıyla kurutma
- Klasik oyuncaklar, inovasyon...
- Kişiselleştirilebilir iş fik...
- Iş fikirleri adrenalin dolu
- Girişimciler için verimlilik...
- ınternetten kendi işinizi ku...
- Osman bilge soğuk pazara sıc...
- Ekran başında geçirilen zama...
- Yaratıcı düşünme
- Aile şirketlerinin yönetimi
- Kariyer endişelerini yenmeni...
- Stresle olan ilişkinizi gözd...
- Stajyerlikle başladı, ceo ko...
- Mülakatta 'rol kesmek' baş
- Yeni iş arayanlara işe yarar...
- Liderlik yolundaki yedi cehe...
- Kalıtsal hastalıklara anne k...
- Kemoterapiye iğneli destek!
- Kanser vakaları yaklaşık 3 k...
- Türkiye'nin üçte biri obez
- Evlilik anlaşması nasıl yapı...
- 1 numaraydı yıkıldı
- ınternetin ölümüne 111 gün k...


Son Yorumlar