İçlerinde hiç bilinmeyen mısralar da var, ezbere bildiğimiz dizelerden çok farklı olanlar da...
Şair en uzun süre evli kaldığı eşi Piraye den mektup aldığında duyduğu mutluluğu dostu Kemal Tahir le paylaşmış.
Ankaralı koleksiyoner Erdal Dikmen’in Nazım Hikmet’in ailesinden aldığı ‘evrak-ı metruke’den pek çok şiirin orijinalleri çıktı. Koleksiyonda Nazım’ın yazdığı 77 daktilo, 17 el yazması ve 13 Osmanlıca mektup ve şiir var. Dikmen, ‘evrak-ı metruke’nin ehil ellere geçmesi için çaba gösterdiğini söylüyor.
Nâzım Hikmet’in 54 yıl önce vatan hasretiyle yazdığı şiirlerin ilham kaynağı Prag kenti. Şarl Meydanı, Prag Şatosu, Vatslav Caddesi, Doktor Faust’un evi, nehirler, köprüler... ancak şairin asıl özlemi Türkiye, eşi, dostları ve oğlu. Bu hasretini dizelere dökmüş. Nâzım’ın Prag’da yazdığı dizeler, sanki İstanbul için yazılmış. Prag’ın nehirlerine, tarihi köprülerine bakarken, aslında İstanbul vardı gönlünde… Belki de bu yüzden Prag şiirlerini okurken İstanbul geliyor okurun aklına...
Bu dizeler bugün, ilk günkü sıcaklığı ve ilk yazıldığı kağıttaki orijinal haliyle karşımızda. Sevilen bir şairin yazdığı şiirlerin ilk hallerini, tabir caizse ham hallerini görmek bir okur için inanılmaz bir duygu. Nâzım’ın, Osmanlıca kaleme aldığı şiirler gayet okunaklı. Dizelerin bazı yerlerinde karalamalar var. Bazı mısraları beğenmeyip düzeltmiş. Bir şair için bu durum olağan olsa da okur için epey ilginç olmalı.
Yanda, ‘Pırağ’da Vakitler Şafak’ ve ‘Hanuş Ustanın Saati’ adlı şiirlerinde değiştirdiği mısralar var. Pek çok başka şiirinde yaptığı benzer değişiklikler kapsamlı bir inceleme sonucu ortaya çıkacak ve en çok edebiyat tarihçilerinin işine yarayacaktır.
"Hak ve adalet yerini bulur"
‘Evrak-ı metruke’ arasından çıkan en önemli belgeler ise Nâzım Hikmet’in Kemal Tahir’e yazdığı mektuplar. Yine Nâzım’ın el yazısıyla bir kısmı yeni harflerle bir kısmı Osmanlıca yazılan bu mektuplar, Nâzım’ın hapishanedeki ruh halini ortaya koyuyor. Hapishaneden yazdığı ilk mektupları “Haydi hoşcakal… Her şeye rağmen hak ve adalet yerini bulur, kavuşuruz” cümleleriyle biterken sonrasında artık sitemler yer alıyor. Kemal Tahir’e bir mektubunu aynen şöyle bitiriyor Nâzım Hikmet: “Öfkem yine bastırmağa başladı. Her şeye rağmen Türk halkı, memleketim güzel günlere kavuşacaktır. Ve bu memlekette bütün tarih boyunca hiç kimse bizler kadar memleketini ve onun namuslu insanlarını sevmedi…” Yine başka bir mektubunda şunları yazıyor: Mektupla derdimi anlatamıyacak kadar milletime ve insanlarıma sevdalı, hayran ve öfkeliyim. Bu bahiste burda bu kadarcıkla kalsın...”
Nâzım Hikmet, mektuplarının çoğunda kendisi gibi tutuklu olan Kemal Tahir’e dert yanıyor. Kendilerini haksız olarak buraya tıkanlara sitemler ediyor. 14.09.1941 tarihli mektubunda Milli Kurtuluş destanına dair şiiri beğenmedikleri için İsmet ve Ali Fuat paşalara ince ince göndermelerde bulunuyor. “Bakalım sen beğenecek misin?” diyerek ona ‘Zafere Dair’ şiirini yolluyor. Aynı mektubun altına Osmanlıca olarak şunları yazmış: “Gözümüzden gözyaşlarımız gittiler’ şiirinin aslı ‘Gözyaşları gittiler’di. Sonra anlaşılmıyor dendi. ‘Gözyaşlarımız gittiler’ yaptım. Yine de anlaşılmıyor denildi. ‘Gözümüzden gözyaşlarımız gittiler’ oldu. Senin fikrin ne? Demek istediğim bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp gidenin gözyaşlarımız, mecazi manada değil tam manasıyla ‘gözyaşı’ olduğudur. Bu hususta fikrini mutlaka yaz.”
Nâzım Hikmet, mektuplarının çoğundan anlaşıldığına göre hastalıklarla mücadele ediyor. “Bir haftadır hasta yatıyorum. Soğuk algınlığı. Piraye’yi düşünüyorum. Bana telgraf çekti, sevindim. 38 ateşim var. Sana sekiz lira yolluyorum… Gözlerinden öperim Kemalciğim.”
“Piraye’den mektup aldım. Mektubunda ona dair yazdıklarını Piraye’ye yollamıştım. O da sana selam söylüyor. Beni gözünde büyütmesin, sonra sukutu hayale uğrar diyor”
“Kemalciğim, seni bir hayli zaman mektupsuz bıraktım. Müthiş bir diş apsesiyle ve 39.5 derece ateşle yattım. Bugün biraz daha iyiyim. Ama hâlâ uzun yazacak halim yok. Sana 5 metre poplin ve 10 lira yolluyorum.” Nazım, 12 Kasım 1945 tarihli bu mektubunun altına ‘damardan boşanan kan gibi’ diye başlayan bir de şiir yazmış.
Nazım’ın değiştirdiği mısralar
Pırağ’da Vakitler Şafak
adlı şiirinde
“…huzursuz, uzak ve yaldızlarında kararmış keder”
olarak bildiğimiz mısranın ilk hali
“Ve yıldızların altında kararmış keder” şeklinde
Aynı şiirde
“geçilmiş kıyılar
geri gelebilir diye”
bilinen mısranın ilk hali şöyle:
“Geçmiş zamanlar
geri gelebilir diye”
Hanuş Ustanın Saati adlı şiirdeki
“yorgun on iki havari ve kesesiyle de Yahuda”
mısrası ilk halinde
“yorgun on iki havari ve
kesesiyle de Karun” diye yazılmış...
Kemal Tahir’e yolladığı şiir
“Damardan boşanan kan gibi ılık ve uğultulu
Son lodoslar esmeye başladı
Havayı dinliyorum
Nabız yavaşladı
Uludağ’da şahane ve şipşirin yatmış uykudadır
Kırmızı kestane yapraklarının üstünde ayılar”
Nazım Hikmet sonraki mektubunda ise bu dizelerde biraz değişiklik yapmış: “Sana geçen yolladığım mektubumdaki şiirimde bir iki eksik tarafı vardı onu şöyle tamamladım:”
…. Nabız yavaşladı
Ve kirezli yaylada şahane ve şip şirin yatmış uykudadır”
Tutuklu yılların acı mektupları
17 Ocak 1902’de doğan Nâzım Hikmet, Bahriye Mektebi’ni bitirdikten sonra 1919’da stajyer bahriye subayı olarak atandı. 1920’de Sağlık Kurulu kararıyla askerlikten çıkarıldı. Ocak 1921’de Milli Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçti. Cepheye gönderilmedi, bir süre Bolu’da öğretmenlik yaptıktan sonra Eylül 1921’de Batum üzerinden Moskova’ya gitti, Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde (KUTV) okudu. Bir ara Türkiye’ye geldi; ancak sonra tekrar Moskova’ya döndü. 1928’de Türkiye’ye döndü ve tutuklandı. Bir süre tutuklu kaldı. Şiirleri ile ilgili açılan pek çok davada beraat eden Nâzım Hikmet, 1933 ve 1937’de örgütsel faaliyetleri iddiasıyla yine tutuklandı. 1938’de bu kez “orduyu ve donanmayı isyana teşvik” suçlamasıyla tutuklandı ve toplam 28 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edildi. 14 Temmuz 1950’de çıkan Genel Af Yasası’ndan yararlanarak, 15 Temmuz’da serbest bırakıldı. Türkiye’de yaşamasının zor olduğunu görünce 17 Haziran 1951’de İstanbul’dan Ayrıldı, Romanya üzerinden Moskova’ya gitti. 25 Temmuz 1951 tarihinde, Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkartıldı. Nâzım Hikmet’in yapıtları, 1938’den 1965 yılına dek Türkiye’de yasaklandı. Nâzım Hikmet bugün yayımladığımız mektuplarını, 1940’lı yıllarda cezaevinde kaldığı dönemde kaleme aldı. Osmanlıca şiirlerini ise 1956-1957 yıllarında mecburi sürgün olarak gittiği Prag’da yazdı
Yorumlar
Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış.
İlk Yorum Yapan Siz Olun.
Yorum Yaz

Diğer Kültür&Sanat Kategorisindeki Haberler
- 4 milyon liralık meyve tabağı
- '41 sanatçı, 41 eser, 41 kere maşallah'
- Türkiye'nin en uzun soluklu şiir şöleni
- ınsanlık anıtı'nın yıkımına rüzgar engeli
- Binlerce yıllık cam eşyalar sergileniyor
- Hangi bölgede ne tür kitap okunuyor?
- Nâzım hikmet'in osmanlıca mektubu
- Süpürge kimin olacak
- 'nazım ‘mavi gözlü dev'i latife hanım'a yazdı'
- Kapalı çarşı’yı kim kurtaracak?
- Atatürk tablosuna rekor fiyat
- 30. istanbul film festivali açılış töreni
- Ölü bedenlerin sergisi rekor kırdı
- Dünyanın en kutsal 10 yeri listesi
- Oyun oscar
En Çok Okunanlar
- Beden dili
- Benleri yok etmenin yolu
- Zamanı iyi kullanmak
- Rowenta respect – sıra dışı
- Ben böyleyim
- Yağmur dağına giden yol
- Dijital kültür
- Bir numaralı tanık
- Suç - bir ceza avukatından g...
- 'bu işi en iyi kadınlar yap
- Bomba
- Simyacı
- Aklından bir sayı tut
- Gabo ve fidel
- 2011 yılının en stresli mesl...
- Angela'nın külleri - hatıra
- Değişimde kaliteyi yakalamak...
- Bank asya iş başvurusu kabul...
- Enerji harcama göstergesi fi...
- Onların ipiyle köprüye çıkıl...
- En çok vergi kaçıran sektör
- Yeni mezunlara ipuçları
- Çin zulmü bm önünde protesto...
- Yaralı kadın, izmire sevk ed...
- Motivasyon
- Liderlik
- Metrese dubleks daire - foto...
- Maaşları daha yüksek
- Şirket doktoru
- burger turk bu yıl 25 şube
Yazarlar
-
N. EMRE SÖZER
Annenin kitap okumas..
Çocuğun ilk öğretmeninin anne olduğunu belirten petra ot..
-
Seyhan Tavacı
..
..
En Yeni Haberler
- Portakal kabuğu toplamak
- Su pireleri ile para kazanma...
- Kahvaltı ürünleri dükkanı aç...
- Şifalı bitkiler yetiştirme i...
- Çikolata ile iş fikirleri
- Taraftarlara yönelik iş fiki...
- Bu network hatalarını yapmay...
- Radyo frekansıyla kurutma
- Klasik oyuncaklar, inovasyon...
- Kişiselleştirilebilir iş fik...
- Iş fikirleri adrenalin dolu
- Girişimciler için verimlilik...
- ınternetten kendi işinizi ku...
- Osman bilge soğuk pazara sıc...
- Ekran başında geçirilen zama...
- Yaratıcı düşünme
- Aile şirketlerinin yönetimi
- Kariyer endişelerini yenmeni...
- Stresle olan ilişkinizi gözd...
- Stajyerlikle başladı, ceo ko...
- Mülakatta 'rol kesmek' baş
- Yeni iş arayanlara işe yarar...
- Liderlik yolundaki yedi cehe...
- Kalıtsal hastalıklara anne k...
- Kemoterapiye iğneli destek!
- Kanser vakaları yaklaşık 3 k...
- Türkiye'nin üçte biri obez
- Evlilik anlaşması nasıl yapı...
- 1 numaraydı yıkıldı
- ınternetin ölümüne 111 gün k...


Son Yorumlar