Hayal edip başladılar, yol aldılar... Talha Sever, Yetkin Kader, Tolga Doğan, Kabil Akpınar, Güneş Erdoğan ve Gözde Atikler... Hepsi ortak bir özelliğe sahip: Bir buluşları var ve hepsi de şirket sahibi. Bir başka ortak özelikleri ise Genç Girişimci Geliştirme Kursu'nu başarıyla bitirip KOSGEB'den destek almaları. Hepsinin de Ege Üniversitesi bünyesinde EBSO TEKMER Müdürlüğü içinde bir ofisi var...

BMC Kamyon fabrikasından kendi atölyelerine...

1 YETKİN Kader, 27 yaşında. İzmirli. 2007 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü'nü bitirdi. Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Mekatronik Mühendisliği Anabilim Dalı'nda yüksek lisans yaptı. Şimdi ise ayın bölümde doktora yapıyor.

"Sürekli Pasif Hareket Cihazı" adını verdiği kendi tasarımı cihazı, Türkiye'de üretip satmak amacıyla geçen Nisan ayında bir şirket kurdu. Robomed Müh. Mak. Medikal Tıbbi Cihazlar ve İmalatı isimli şirketin ana faaliyet konusu; tıbbi cihazların geliştirilmesi, satışı ve pazarlaması. Ayrıca çeşitli sektörler için mühendislik hizmeti de veriyor.

Sürekli Pasif Hareket Cihazı, özellikle ameliyat sonrası hastaların yaşadığı uzun ve sancılı dönemde hastaların normal forma girmesi için devreye giren fizyoterapistlerin çalışmasını kolaylaştıran bir alet. Hastanın en rahat ve güvenli şekilde ameliyat sonrası dizini çalıştırmasını sağlayan aletin şu an Türkiye'de üretimi yok ve genellikle hastaneler, yüksek meblağlar karşılığı yurtdışından bünyelerine katıyor.

"İki ortak bu işe soyunduk" diyor Yetkin. 9 Eylül Üniversitesi Mekanik'te doktora yapan Tolga Doğan ile BMC Kamyon Fabrikası'nda tasarım mühendisi olarak çalışırken tanıştığını anlatıyor:

"Ben 2007-2010 yılları arasında yüksek lisans yaparken BMC'de tasarım mühendisi olarak çalıştım. Tolga, benden daha önce tasarımcı olarak çalışmaya başlamıştı. 2003-2010 yılları arasında, tam 7 yıl BMC'de çalışmıştı. Sonra fikir benden çıktı. Tolga da destekledi. Yani kamyon tasarlamayı bırakıp, bu hareket cihazını tasarlamaya başladık."

Montaj yakında


Sürekli pasif hareket cihazı, eklem üzerine uyguladığı baskı ile kan dolaşımını düzenliyor ve bu sayede oluşacak ve eklem hareketini kısıtlayacak birikimleri önlüyor.
Proje için hem Sanayi Bakanlığı'ndan hem de KOSGEB'den kredi desteği aldılar. Çalışmalarını TEKMER'deki ofislerinde sürdüren Yetkin ve Tolga, şu an icat ettiklerin aletin prototip çalışmalarını tamamlamış. Tasarım ve yazılım çalışmalarının bittiğini, bazı sertifikalarının alınması gerektiğini anlatıyor. "Sertifikasyon dönemini tamamladıktan sonra yan sanayiye ürettirdiğimiz parçaların montajını yapmaya başlayacaklarını söyleyen Yetkin, "Bir arkadaşımızın babası iki katlı atölyesinin üst katını bize verdi. Montajı burada yapmayı planlıyoruz" diyor.

"Sizin gibi erkenden girişimci olmak isteyenlere mesajın var mı?" diye sorunca, yanıtı hazır: "Her şey hayalle başlıyor. İnandıktan sonra insanının yapamayacağı şey yok. İş hayatında insan bir çok zorluk yaşıyor. Ama vazgeçmemek gerekiyor. Kararlı olunca sonuca varıyorsun."

Hem kendisinin hem de ortağının doktora yaptığını hatırlatıp, hem akademik çalışmalar yapmak hem de girişimciliğin zor olup olmadığını sorunca ise şunları söylüyor: "Hayır. Programlı çalıştıktan sonra yapılmayacak iş yok. Her ikisini de başarabileceğimize inanıyorum."
Polimer sentezleyerek endüstriyel üretime geçecek

2 ODTÜ Kimya Mühendisliği'ni 1995 yılında bitiren Gözde Atikler, üç yıl kadar sanayide çalıştıktan sonra İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde nanoteknoloji konularından biri olan nano-seramik malzemeler konusunda yüksek lisans yaptı. Aynı bölümde tamamladığı doktora programında yıldız biçiminde, çok kollu akrilik polimer moleküllerin sentezi ve bu moleküllerin kanser ilacı ile yüklenme kapasitesi üzerinde çalıştı. Hocalarının da desteğiyle "vücuda zerk edildiğinde normal hücreleri etkilemeden kanserli hücreleri etkileyebilecek bir ilaç taşıma sistemi" geliştirdi.

Gözde'nin şu anda üzerinde çalıştığı projesi, diş hekimliğinde kullanılan ve neredeyse tümü ithal malzeme olan polimerlerden bazılarını tasarlamak ve üretmekti. Bu malzemeler genel olarak akrilik polimerler adıyla anılan, tıpta ve diş hekimliğinde, kemik ve diş protezi ve restorasyonunda kullanılan malzemeler. Türkiye'de polimer üretimi konusundaki çalışmaların çoğu akademik düzeyde kalıyor, özel amaçlarla kullanılan ve tasarım gerektiren polimerlerin endüstriyel ölçekte üretimi yok. Ülkemizde boya ve tekstil sektöründe akrilik polimer üretimi yapılmasına rağmen, özellikle sağlık sektöründe kullanılan polimerlerin endüstriyel üreticileri yok denecek kadar az.

Gözde, bu malzemelerin standartlarını ve üretilebilirliğini araştırdıktan sonra, halen İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Kimya Mühendisliği bölümünde doktora yapan Selahattin Umdu ile KOSGEB'e bir proje sundu. AR-GE İnovasyon Programı kapsamında hazırladıkları bu projede, kendi formüllerini geliştirerek bir prototip üretmek ve bu prototipin kalite standartlarına uygun olduğunu belgelemek üzere bir çalışma planladılar. KOSGEB de bu projeyi geçen 24 Kasım'da onayladı. İki ay içinde Fermat Dental Kimyasal Malzeme İmalat Ticaret şirketini kurdu. Şimdi onlara Teknoloji Geliştirme Merkezi'nde bir işlik tahsis edildi. Projeye başlayalı 1 ay oldu ve halen küçük bir ofis ve laboratuar kurmakla meşguller. Gözde, "Kurduğumuz bu şirket vasfı altında 1 yıl içinde patent almak için çalışacağız. Bu sürede prototip geliştirip, sertifikasyon için başvurularımızı yapacağız. Daha sonra da üretime geçip ticari çalışmalara başlayacağız. Bu aşamada KOSGEB'e yeniden başvurabiliriz" diyor.

Gözde, "Şu an geliştirmeyi planladığım bu malzemeleri Türkiye'de üreten ilk firma olmayı hedefliyorum" diyor. Bu hedefini de şöyle açıklıyor:


Gözde Atikler, İTÜ Kimya Bölümü, Organik Kimya Laboratuarı'nda. Doktora çalışmalarında ürettiği polimerleri, Prof. Dr. Ümit Tunca Hoca'nın yardımıyla orada sentezledi.
"Kimya sektöründe Ar-Ge ve üretim yapan işletmelerde know-how akışı daha çok usta-çırak ilişkilerine dayanıyor. Piyasada deneyimli elemanlar ve halihazırda oluşmuş bir müşteri kitlesi olmadığında, bir iş planına yatırım yapmak fazla riskli görülüyor. Bu nedenle yerli üretimi olmayan kimyasal malzemeler, yani özellikle hammadde, katkı malzemeleri ve yeni teknoloji ürünleri, piyasanın talebi ne kadar büyük olursa olsun girişilmemiş işler olarak kalıyor. İşte bu girişilmemiş işlerden biri olan polimer sentezi konusuna yoğunlaşmak, bu alanda özel birkaç ürünü üretilip satılabilir hale getirmek, en büyük isteğim."Gözde'nin kendisi gibi girişimcilere önerisi ise dikkat çekici:

"Dershaneye, dil ya da dans kursuna giderek, aslında hayatımız boyunca kendimize yatırım yaparız ve bunu günlük hayatın bir parçası olarak algılarız. Söz gelimi yurt dışında tahsil yapmak, ev ya da araba edinmek daha öncelikli yatırımlar gibi görünür. Aslında bir projeye para koymak da bunlardan daha fazla bir yatırım değildir. Artık insanlar, önlerine sürülmemiş şablonlara da yatırım yapılabileceklerini görmeliler. Hayatımızda kendi hayal ettiğimiz ve oluşturduğumuz bir şeyler olmalı. Özellikle şu an lisede ve lisans programlarında okuyanlar için bu zihniyetin bir alternatif olarak ortaya konması çok önemli."


Entegre termal sprey kaplama tesisi kuracak

3 2007'de Dokuz Eylül Üniversitesi Metalürji ve Malzeme Mühendisliği'ni bitirdi. Bölümünü, "önü çok açık bir mühendislik dalı" olarak niteleyen, "birçok mühendislik dallarının karışımı" olarak değerlendiren Güneş Erdoğan, 27 yaşında. Şu an Bahçeşehir Üniversitesi'nde uzaktan MBA yapıyor.

Yaklaşık 1.5 yıl önce Sanayi Bakanlığı'na genç girişimci olarak başvurdu ve iş fikrinin kabulü ardından Aşınmaz Yüzey Kaplama Sanayi ve Ticaret Limited şirketini kurarak Sanayi Bakanlığı Teknogirişimci Sermayesi desteğinden faydalanmaya başladı. 1 ay sonra da KOSGEB'e başvurarak projenin hayata geçmesini sağladı. "Son bir yıldır ne yaptın" sorusuna Güneş, "Yurtdışından teknoloji transferi yaptım, Gerekli sistem ve ekipmanları getirdim. Bunları kurdum ve Ar-Ge faaliyetleri başladı" diyor. Şu an TEKMER'de bir ofis ve atölyeleri var. İki danışman hocası ve iki arkadaşıyla çalışmalarını sürdürüyor.



Güneş, savunma sanayi ve havacılık gibi stratejik sektörlerin yanı sıra demirçelik, tekstil, kağıt sektörlerine yönelik çalışmalar yapıyor. Üstün özellikli nano yapılı kaplamalarla özellikle havacılık sektöründe helikopter şaftları, uçak motorlarının kaplamasını hedefliyor "İş fikrimiz, metal yüzeyleri nanoteknolojik yöntemlerle kaplayarak yaklaşık 20 kata kadar artırmak. Dolayısıyla teorik olarak ömrü 1 ay olan malzemenin ömrünü 20 aya kadar çıkarmış oluyoruz. Bu da sektörlere tasarruf sağlıyor" diyor. Yaptıkları işin "Termal sprey kaplama" olarak da nitelendiğini belirten Güneş, tekniğin Türkiye'de yaygınlaştırılması için çalıştıklarını söylüyor.

Nanoteknolojinin daha çok kullanılması için okullarda bu konularda araştırma yapılması gerektiğini belirten Güneş, şöyle konuşuyor:

"Türkiye'nin bu koduna alacağı çok yol var. Amacımız hem sanayiye bu uygulamaları yapmak hem de üniversitelerde Ar-Ge konuları sağlamak, destek vermek. Prof. Dr. Erdal Çelik ve Doç. Dr. İsmail Özdemir ile birlikte yurtdışındaki teknolojik gelişmeleri takip ediyoruz. Konferanslara katılıyoruz. Hem uygulamaları Türkiye'ye getiriyoruz hem de biz üzerine bir şeyler koyup geliştirmeye çalışıyoruz."

Hedefi ise büyük: "Yüzey teknolojiler üzerine İzmir'e ya da İstanbul'a büyük bir fabrika kurmayı planlıyoruz. Buraya yurtdışındaki teknolojileri getirmek ve Türkiye'nin de bu teknolojilerden faydalanması sağlamak istiyoruz. Örneğin ABD savunma sanayi, deniz kuvvetleri ve havacılık sektörleri, bu uygulamayı yapıyor. Bunun yanı sıra bu konuda uluslar arası düzenlenen konferansları Türkiye'ye getirmeyi planlıyoruz."

Kendisini örnek almak isteyenlere mutlaka, çalışacakları alanla ilgili yurtdışındaki gelişmeleri takip etmelerini öneriyor. "Üzerine ne koyabilirim, Türkiye'de yapılması mümkün olur mu, nasıl ileriye götürebilirim diye kafa yorsunlar" diyor. Türkiye'de aslında bazı destekler olduğunu, ancak bunların fazla bilinmediğine dikkat çekiyor ve bir tüyo veriyor: "İş fikirlerinizi hayata geçirme konusunda hocalarınızla iç içe olun."

4. sınıfta şirket kurdu

4 TALHA Sever, geçen yıl Ege Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri bölümünü bitirdiğinde; hem diploması hem de bir şirketi vardı. Yaşamına yönelik en büyük hayallerinden biri; ailesinin tarım topraklarını işletmek ve bir çiftlik sahibi olmaktı. Okulunu bitirip askere gittikten sonra ailesinin desteğiyle bunu sağlamayı planlıyordu. "Ama KOSGEB bana hayallerime 10 yıl önce kavuşma imkanı sağladı. Üniversite 4. sınıftayken şirketim vardı" diyor.

1988 doğumlu Talha, aslında dişçilik okumak istemişti ama puanı yetmeyince tek tercih yaptı: Ege Ziraat. Henüz ikinci sınıftayken bağ ilaçlama makinelerine ışıklandırma projesiyle ilaçlama sırasında birçok bağ işletmecisine "ışık tuttu". Üniversite üçüncü sınıftayken KOSGEB'in açtığı genç girişimci geliştirme programına katıldı ve aynı yıl bu programı başarıyla tamamladı. Bu program sürecinde geliştirdiği "bağ-bahçe pülverizatörü (yardımcı hava akımlı hidrolik pülverizatör) için hava yönlendirme elemanı" isimli buluşuyla Avea ve Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın desteklediği Avea Hayatımın Fikri Proje Yarışması'nda birinci oldu.



Ardından geçen Şubat ayında KOSGEB'ten aldığı Ar-Ge desteğiyle TG Makina isimli şirketi kurdu. Talha, KOSGEB'in genç girişimci geliştirme programında aldığı eğitimin hayatının dönüm noktası olduğunu söylüyor:

"Bu programa başvurduğum zaman kafamdaki iş fikri bağ-bahçe ilaçlamasında kullanılan pülverizatörlerin ışıklandırılması üzerineydi. İlaçlama işlemlerinin ya çok geç saatlerde veya sabah erken saatlerde yapılıyor olması ve pülverizatörlerde ışıklandırmanın olmayışı beni bu fikre sürüklemişti. Aynı yıl içerisinde, 3. Sınıfın 2. Döneminde E.Ü. Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları bölümünü seçtim. Burada gördüğüm derslerle birlikte ilaçlama işlemlerinde kullanılan pülverizatörlere olan merakım iyice arttı. Önceden katılmış olduğum tarım fuarlarının bana kattığı birikimler ve Tarım Makinaları Bölümündeki hocalarımın katkılarıyla şu anda geliştirmeye devam ettiğim "Bağ-Bahçe Pülverizatörleri İçin Hava Yönlendirme Elemanı" isimli projemin ilk adımlarını attım."

Talha, buluşuyla ilgili Ar-Ge çalışmalarına halen devam ediyor. Hedefi, buluşunun seri üretimini yapıp piyasaya sunmak. Ayrıca hayvancılılık, tarım makineleri ve ilaçlama püskürtmeleriyle ilgili diğer patentlerini hayata geçirmek istiyor. Öte yandan biri çiftlik, diğeri tarım işletmesi iki tesise danışmanlık hizmeti veriyor. Önerileri ise şöyle:

"Hayallerinin peşinde koşsunlar. Fikirlerinin arkasında dursunlar. Yılmasınlar. En önemlisi aile desteğini mutlaka arkalarına alsınlar. Her şey hayalle başlıyor. Sonra bir şeyler ortaya çıkıyor."
3 kere şirket kurdu kapattı yine de yılmadı

5 "ÇOCUKLUKTAN beri meraklıydım bilgisayara; bu yüzden bilgisayarda ders çalışacağım yalanıyla ilk bilgisayarımı edindim, boza boza bilgisayarı öğrendim ve nihayetinde bu merak, gelecekte yapacağım mesleğe ön ayak oldu. Tercihim Bilgisayar Mühendisliği oldu." Bu sözlerin sahibi Kabil Akpınar, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (IYTE) Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldu. 29 yaşındaki Kabil, "Mezun olduktan sonra iş yaşamımda hep hayal ettiğim şey, kendi işimin sahibi olmak ve mesleğimi bu şekilde icra etmekti" diyor. Bu nedenle 2005'ten bu yana çalıştığı bir-iki yeri saymazsa bir şekilde bu hedefi için uğraş vermiş. Örneğin, IYTE Teknopark'ta bir şirket kurup kapatmış. Daha sonra başka bir şirketle ortaklık kurmuş, ama yine olmamış. Kabil, "Hedefimden vazgeçmedim" diyor ve anlatıyor: "Nisan 2010'da ortağım Necati Demir ile İzmir Güney Hizmet Müdürlüğü'nde KOSGEB'in katkılarıyla Pi Bilişim Teknolojileri isimli şirket olarak çalışmalara başladık. Şirket olarak hedefimiz, dünyada milyonların çok ucuza kullanabileceği, farklı ölçeklerde yazılımlar üretmek. Girişimci olarak ilk hedefimiz para kazanmak olsa da yaptığımız işin kalitesine bundan daha çok önem vermekteyiz ve bu mantıkla geniş bir kitleye hitap etme hedefimizi gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz."

KOSGEB desteğiyle sürdürdükleri yazılım projesi; farklı ölçekteki cihazları, mesela bir bilgisayarı bir cep telefonuna, herhangi bir ağda hiç bir ağ ayarı yapmadan bağlamaya ve bağlanılan cihazı uzaktan yönetmeye yarayan uygulamaları kapsıyor. Kabil, "Birçok işletim sisteminde çalışabilen, herhangi bir ağ bilgisine sahip olmayan bir kişinin bile basitçe kullanabileceği uygulamalar topluluğudur. Bu projenin haricinde toplu sesli mesaj, toplu fax ve SIP tabanlı sistemler ile Linux eğitimleri üzerine çalışıyoruz" diyor.

Kendisi gibi girişimci olmak isteyenlere ise Kabil, şunları söylüyor:

"Öncelikle karşılarına birçok maddi ve manevi zorluklar çıkacak; bu sıkıntılara dayanabilmek, bir başlangıç firması için gerçekten zorlayıcı olacaktır. Bu yüzden yapacakları işin her aşamasını iyice planlamalarını ve sabırlı olmalarını öneriyorum."


Yorumlar

Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış.
İlk Yorum Yapan Siz Olun.

Yorum Yaz